Başkaları Ne Düşünür Diye Düşünerek Yaşamak

yasemin tutal

Yazarın şu ana kadar yazılmış 9 makalesi bulunuyor.
  • 26 Kasım 2016
  • Başkaları Ne Düşünür Diye Düşünerek Yaşamak için yorumlar kapalı
  • 1.843 KEZ OKUNDU

 Başkaları Ne Düşünür Diye Düşünerek Yaşamak 

Yaşadığımız coğrafya Doğu kültürü ile var olduğundan,

Doğu kültürünün temelindeki mahalle-köy-kasaba yaşamı, aile ve toplum ile kurduğumuz sıkı ilişkiler ve akrabalık/komşuluk bağlarımız yaşam tarzımızı etkileyen en önemli unsurlardan biri olarak karşımıza çıkıyor.

Batı kültürlerinin bireyciliğine, rekabete ve farklı olmaya yaptığı övgünün tersine, bizde övgüyü hak eden temel konular dayanışma, samimiyet ve muhafazakarlık.

Dünyaya geldiğimiz andan itibaren karşımıza çıkan tüm yaşam koşullarını iyi ve kötüyü bir kenara bırakıp sadece Doğu kültürünün belki de bize bıraktığı en kötü miraslardan en önemlisi Başkaları Ne Düşünür diye düşünmemizi sağlayan oluşumlar ve dayatmalar .

Tek başına bu soru, hayatımız boyunca edinebileceğimiz en büyük kötü alışkanlıklardan biri.

EL ALEM NE DER?

EL ALEM NE DER?

Ömrü hayatımız boyunca biriyle tanışmaktan, sorular sormaya, sunum yapmaktan, giysi seçimimize kadar her adımda içimizden bir ses “başkaları ne düşünür?” diye sordu durdu bize. 

Çoğu zaman bizi, planladığımız işi yapmamak konusunda ikna etti. Yani fikirlerimizi, kararlarımızı, irademizi mağlup etti. 

Bizi yendi. Aslında kendi istediğimiz hayatı değil, “başkalarının” istediği hayatı bize dayattı.

Şimdi durup düşünün, eğer hayatınızı “başkaları ne düşünür?” diye yaşamasaydınız, her istediğinizi yapabilseydiniz, o sunumu siz yapsaydınız, o projeyi siz alsaydınız, o CEO ile siz tanışsaydınız, o adımı siz atsaydınız, ne olurdu?

Nasıl bir yaşam şekillenirdi önünüzde?

Ben %100 garanti veriyorum ki, şu anki hayatınızdan çok daha cesaretli, çok daha başarılı, çok daha özgüvenli bir yaşamınız olurdu. O yüzden şimdi durun, düşünün, kaçırdığınız fırsatları hesap edin ve “başkaları ne düşünür” diye adım atmaktan çekinmeyi bırakın.

Plansız Programsız Yaşasıyoruz.

2017 ye gireceğiz ve ben şunu merak ediyorum, hangimizin 2017 ile ilgili planları net, açık, takip edilebilir ve ölçülebilir?

Kaç kitap okuyacağınız, hangi pozisyona aday olacağınız, o pozisyon için neler yapacağınız, ne üreteceğiniz, kaç tiyatroya gideceğiniz.

Aklınıza gelen onlarca kriterde hedefiniz var mı, o hedefe giden yol nedir? En basitinden, bir sabah 7’de, bir sabah 8’de mi kalkıyorsunuz? Sabah rutininiz belli mi? 2017’de  ne için yaşayacaksınız? 

Daha da genel bir soru, bu hayatta amacınız ne? Bu amaca giden yoldaki planınız/programınız ne?

Daha önceki yazılarımda da bahsettim, hayatımızı ne kadar kontrol edebiliyorsak, ne kadar zaman biriktirip o zamanın içini ne kadar dolduruyorsak, o kadar başarılıyız.

O zaman plansız, programsız yaşamayı bırakıp yarından itibaren sabah kalkacağınız saatten, bu sene okuyacağınız kitap sayısına kadar, kariyer hedefinizden o hedefe giden yola kadar her detayı planlayın.

Gerçekleştirip gerçekleştirmemeniz çok ayrı bir konu, ama başlamak bu uğurda yapılabilecek en önemli adımlardan biri.

Gereksiz Özgüven Eksikliği Yaşıyoruz

Kariyerim boyunca özgüveninin düşüklüğü yüzünden hiç hak etmediği yerlerde olan onlarca kişi tanıdım.

Özgüven eksikliğinden kararlı davranmayan, fikir beyan etmeyen, ilk adımı atamayan bu kişiler aslında üzerlerindeki ölü toprağını serptiklerinde ciddi anlamda başarılı oluyorlar.

Ancak bu özgüven eksikliği virüsü tüm vücutlarını sardığı için oldukları yerde kalıyorlar.

Araştırmalar gösteriyor ki, yüksek özgüvenli insanlar hayatları boyunca gelişimi ve başarıyı ön planda tutarken, düşük özgüvenli insanlar ‘hata yapmamaya’ odaklanıyor.

Bu ‘hata yapmama’ aslında ilk maddeyle, ‘başkaları ne düşünür?’ sorusuyla direkt ilintili. Hata yapmanın ayıplanacak bir şey olmadığını öğrendikleri anda gelişimleri başlıyor. Ancak bu seviyeye ulaşmak, yıllarca farklı şekilde yetiştirildiğimiz için, o kadar zor ki.

Özgüveninizi düşüren ne varsa araştırıp, onun üzerine gidin.

Bir işi iyi bilmiyorsanız öğrenin, kendinizi eksik gördüğünüz ne varsa o konuyu tamamlayın.

Söylediklerinizin yanlış olmasından korkmayın.

Her gün o kadar yanlış şey, sanki yüz yıllık doğruymuşçasına özgüvenle söyleniyor ki, sizinki inanın sırıtmaz.

Gereksiz Sabır ve Biat Ediyoruz

Fight Club’ın en sevdiğim repliklerinden biri şudur: “This is your life and its ending one minute at a time / Bu senin yaşamın ve her geçen dakika yaşamınızdan yiyor.”. İlk maddede bahsettiğim ve iliklerimize kadar işleyen kültürün bir başka çıktısı da ‘kadercilik’, ‘sabır’ ve ‘biat’. Kadercilik anlayışımız bizi, başımıza gelen her kötü şeyi göğsümüzde yumuşatmaya ve kabullenmeye götürürken, sabır anlayışımız zaman kaybetmemize, biat anlayışımız da lider değil takipçi rolünü kabullenmemize yol açıyor.

Halbuki başarılı olmak istiyorsak önce üzerimize yapışan şu ‘kadercilik’ anlayışından kurtulmalı, kendi geleceğimizi kendimiz planlamalıyız. Başımıza ne geliyorsa verdiğimiz kararlardan, daha önce girdiğimiz yollardan ve attığımız adımlardan geliyor.

Eğer daha iyi bir yaşam istiyorsak, daha iyi kararlar almalı ve daha iyi adımlar atmalıyız.

Aynı şekilde, başınıza gelen bir şeyi ‘kaderdir’ diye kabul etmek yerine, bu hatanın başımıza tekrar gelmemesi için ne yapmalı onu düşünmeliyiz.

Eğer kötü giden bir şey varsa ve sabretmek o gidişatı düzeltmiyorsa, sabretmeyin!

Risk alın, değiştirin, yeni yollar keşfedin. Biat etmeyin, kendi fikirlerinizi sonuna kadar savunun, muhalefet edin. Bu sizin yaşamınız ve her geçen dakika yaşamınızdan yiyor.

İşin özeti şu, ya kendi hayatınızı yaşayacaksınız, ya da başkalarının sizin için tasarladığı hayatı. Siz hangisini seçiyorsunuz?

Yasemin Tutal
25.11.2016
Urla -İzmir

Yasemin Tutal

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ